Eskimez Ezgiler

Dinle

Eskimez Ezgiler, eski ama eskimeyen ezgileri dinleyebileceğiniz bir site. Eğer destek vermek isterseniz ve siteniz varsa, destek kodlarına buradan, destek verenlere de buradan ulaşabilirsiniz. Eğer sizde sitenizde banner ya da link verdiyseniz, buradan bize bildirerek, sitenize destek verenler bölümünden link verilmesini sağlayabilirsiniz. Eğer eklenmesini istediğiniz eser varsa, eskimezezgiler@gmail.com adresine mümkünse müzik dosyası ile gönderebilirsiniz.

Flash Player

Blog

Ömer Karaoglu ile Röportaj

Ömer Karoğlu popüler kültürün uzağında kendi kişisel müzikal evini inşaa edeli epey oldu. Bugün gelinen noktada kendi yolculuğunu sen nerede görüyorsun abi?

Sözünü ettiğiniz müzikal evin inşası devam ediyor diye düşünüyorum. Aslında tamamlanmaya aday da değil. Yola çıktığımızda yordamlayarak, çok da planlamaksızın ama tüm amatör kusurlarına rağmen güzel işler ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. Yıllar önce yaptığı işlerden gocunan onca insan varken biliyorum bunları söylemek kimi dostlara garip gelebilir. Teknik ya da içeriğe ilişkin arıza ve eksikliklerin her zaman varolacağını ama o çalışmaların gerek o günlerde ve gerek şimdi yaslandığı ruhu ve işaretlemeye çalıştığı doğrultuyu son derece önemli gördüğümü ifade etmek isterim. Elbette bu yıllar içinde hatasıyla sevabıyla birçok eser ortaya kondu. Ben teknik anlamda önemli bir iyleşme süreci yaşadığımızı ancak yıllar içinde bu mahallede gerçekleştirilen birçok yapıma rağmen genel tabloya pek de tatminkâr katkılar üretilmediği kanaatindeyim. Özellikle son yıllarda, yukarıda sözünü ettiğim doğrultuya dair hassasiyetimizde zannettiğimiz kadar kalabalık olmadığımızı da üzülerek farkettik. Büyükler önemsemeyip ıskalayınca, küçükler de işi yaramazlığa vurdu. Oysa bu yeni solukları ihmal etmek de ayak üstü popüler örnekleri taklide çalışmak da aynı yanlışın iki görünümüydü. Ve iş geçiştirilemeyecek kadar ciddiydi. Çünkü ilk örneklerimiz yaşanan zamanın ve mekânın idrak ve duygu iklimine yönelen bir tekrar anlatma çabasıydı. Müziğe oldukça mesafeli bir çevrede bunu yapmaya çalışıyorduk Tabii bugün artık müziğe dair endişelerin bu çevrelerde bir hayli aşıldığını ve bir taraftan mesajla masaj arasına sıkışmış malum bir kısırlığın dahi kendisine alan bulabildiğini, öte yandan bir seçkinci kesimde ise "ideolojik işlerle uğraşmama ve bunlara iltifat etmeme" kemaline erildiğini müşahede ediyoruz. Yani azizim aşıldı bir süreç. Hem de yaşanmadan!

Benim, mevcut müzik piyasası anlayışının dışında gördüğüm öncü birkaç isimden birisisin. Yerli, ayakları bu toprağın ürettiği değerlere basan bir müziğin izini sürdün hep. Gelenekten yararlanan, ama onunla da sınırlı kalmadan modern, kentli bir müzikti bu. Peki abi dinleyici yaptığın, müzik kadar kentlileşebildi mi?

Bunu benim başardığımı düşünmüyorum ama öteye bile geçti. Kentlileşme ile olumlu bir çağrışım ima ettiğinizin farkındayım. Ancak müslüman kimlikle Batı modernliği arasındaki etkileşimin bu süreçte derinleştiğini ve karmaşıklaştığını görüyoruz. Geleneksel değerleri modernle buluşturmaya çalışan örnekler çoğu zaman yeni bir muhafazakar anlayışa denk düştü. Bunun bizim durmamız gereken yeri ifade etmediğini düşünüyorum. Evet biçimsel dokusu itibariyle müziğimizde gelenekle modern arasında unsurlar yer aldığı doğru. Ancak müziğin bu toprağın ürettiği değerlere basması ihtiyacı, yeni ve farklı formlarda üretebilmenin engeli olmamalı diye düşünüyorum. Burada kabiliyet, emek ve samimiyetin buluştuğu bir özgünlüğü hedeflemek esas olmalı. Elbette bir estetik düzeye talip olan ve bunu başarabildiği oranda kalıcı olabilecek eserler ortaya koyma çabasında olmalıyız. Dinleyiciye gelince birden fazla dinleyici profilinden bahsetmek gerek. Algı biçimi, düzeyi, duyumu ve birikimiyle farklılaşan bir dinleyici var karşımızda. Çok ucuz ve içeriksiz örneklere müşteri olduğu gibi şekil ve muhtevada estetik bir derinlik arayan dinleyicinin de oluştuğunu gözlemliyoruz. Arzu ettiğimiz kalıcılığa ve katkı değeri olan eserlere talip olması gereken duyarlılığımız yeterli değil. Bu durum, tüm ülke için böyle. Ancak bu mahallede bir hususa dikkat çekmek isterim: islami duyarlılıklarımızı bir estetik algı ve bilinç düzeyine taşımadıkça yaptıklarımız avuntudan ibaret kalacak. Yani sadece vaazetmeniz iyi müziği mümkün kılmıyor biliyorsunuz. Onun gereklerini arayarak iyi müzik- iyi söz (!) peşinde olmalıyız. Kötü ve içeriksiz üretime prim verildiği kanaatindeyim. Bir de bunlardan farklı olarak içerikle ilgili endişesi olmayan, özelde müziği ve genelde sanat alanını amaçsızlığa icbar eden ve böylece bir anlamda yeni bir amaç ortaya koymaya çalışanlar çoğaldı bizde. Sanatın yegâne görevi bir fikrin vaazedilmesi olmasa da bir yüce gayeyi sezdirmek ve duyumsatmak olmalı. Aksi halde sese ve söze ilahi pencereden bakma gayretinde olmayanların işi neye yarar ki?!

Hani Bir Yanımız suskulu, abartısız ama içinde muhalif bir damarı taşımakta ısrarcı bir albüm. Bu yeni çalışmadan bahsedelim istersen biraz. Nasıl, hangi aşamalardan geçti Hani BirYanımız?

Hani Bir Yanımız; bu ülkede son on küsur yıldır modernin nimetlerinden daha fazla yararlanan ama bir şeyler eksiliyor, bir şeyleri yitiriyoruz galiba diye düşünerek yakın mazisini hasretle anan insanımıza yönelen yeni bir paylaşım denemesinin adı. Haktan ve adalet ölçülerinden yana, dahası insandan yana değişen bir şey olmadığını, gördüğümüz (ya da görmek için can attığımız) müreffeh hayatın bir seraptan ibaret olduğunu, kırılan dökülen yanlarımızın bizim arızalarımızdan kaynaklandığını, birine kızıp mescide uğramamanın akıllı adam işi olmadığını söylüyoruz. O bir yanımızla övünüyorduk, şimdi dövünüyoruz. İkisi de yanlıştı. Keşfetmeye ve yaşamaya aday olmak en doğrusu. Yeniden ve samimiyetle. Albüm daha suskun çünkü daha içe dönük. Abartısız çünkü sezgilerimiz ve duyuşumuz bunu gerekli kılıyor. Bana neden daha şey(?) eserler yapmıyorsunuz diyen dostlar o şeyi net tanımlayamıyor. Geçmiş yıllarda yaptıklarımızı örnek veriyor. Oysa ürettiğimiz her yeni eser aynı sancının farklı görününümleri. Bunu farketmeksizin kendi hafızasına tekabül eden o eserleri ısrarla arıyor. Eski kendisini arıyor. Her eser bir kez bestelenir oysa (bir kez söylenmez elbet). Sanatçı yeni eserler vermeye devam ederek yeniden burada ve hayatta olduğunu söylemeli, şayet bir derdi varsa. Dün öyleydi bugün böyle, şartlar değişti, değişmedim geliştim zırvalarıyla kendisini avutan insanımıza, başını kaldırıp ülkesinde ve dünyada neler olup bittiğine bir daha bakmasını öneriyorum. Muhalifiz çünkü yüzümüz muhalefeti zorunlu kılan bir dünyaya bakıyor. Kendi kurtuluşumuz için muhalif olmaya mecburuz. Onaylamalı mıydık olan bitenleri!

Bu vurgu dışında albümün teknik yanını düzenlemeleriyle Yavuz Taşkın arkadaşım yüklendi.

İyi bir buluşma olduğuna inanıyorum. Hakan Aykut, Ahmet Mercan ve isimlerini burada tek tek anamadığım birçok kıymetli dostun çalışmaya doğrudan ya da dolaylı katkısı oldu. Eserleri bir bütünü tamamlayan unsurlar olması kaygısıyla seçtik. Bizce her biri bir temayı yüklendi. Bizi aziz kılacağına inandığımız duyarlılıkları işaretlemeye ve yorumlamaya çalıştık. Uzunca sayılabilecek bir süredir dertleştiklerimizi bir anlamda seslere yüklemeye gayret ettik.

Kuşkusuz müzikal olarak varolmaya çalışırken birçok zorlukları da yıkıp geçmek ile yüzleşiyorsundur. Hâlâ aşılamayan neler var, hangi direnç noktaları ile de savaşmak zorunda kalıyorsun?

En esaslı olanları biz kaynaklı sanıyorum. Bizden kasdettiğim bizim insanımızın bu çalışmaların özellikle organizasyonel kısmına yaklaşımıyla ilgili. Konser ve sahne etkinliklerinde yaşanan eksikliklik ve yanlışlıkları aşabilme hususunda oldukça ağırız. Yıllardır yaşanan birçok olumsuzluk (istisnalar olsa da) telafisine hassas davranmadığımız için hala tekrarlanıyor. Bunun birçok nedeni olabilir elbette. Ancak müslümanlar her ne olursa olsun iyi işlere talip olmalı, iyi işler yapabilmeli. Organizasyon kültürümüz konusunda maalesef çok olumlu şeyler söyleyemiyoruz. Aksaklıklar olması tabii ki mümkün. Ancak çok önemli ve büyük ölçekli etkinliklerde bazen çok tiraji-komik haller yaşanıyor. Bunlar elbette aşılabilir kusurlar. Ancak bakışımız önemli. Müziği ve dolayısıyla sanatı fikir ve duygu yürüyüşümüzde nasıl konumlandırdığımızla ilgili. İnsana, kültüre ve sanata yaptığınız yapacağınız her türlü yatırımı ne kadar gerekli gördüğünüzle ilgili. Onu bir çerez ya da çeşni gibi görenlerin ciddi bir yanılgı içinde olduğunu düşünüyorum. Bize ve bu kaygılara bilinçli olarak kapalı olan bir kısım çevrelere dair epeyce konuştuğumuz ve ayrı bir bahis oldukları için isterseniz bu gibi direnç noktalarını şimdilik atlayalım.

Devamı...

Aykut Kuşkaya ile Röportaj

— Aykut Kuşkaya'dan yeni albüm bekleyelim mi? Nasıl bir albüm bekleyelim?

Bu yıl olacak inşa-Allah. Birkaç proje var. 3 yıldır albüm çıkarmayınca bir hayli şarkı birikti gerçi ama önceki çalışmalardan oluşan bir kolaj albümü teklifi de var. Benim gönlümde yatansa tamamı Üstad Necip Fazıl sözleri ve benim bestelerimden oluşan bir albüm.

— İyi şairlerden besteler yaptığınızı biliyor, zevkle de dinliyoruz. Beste yapmayı düşündüğünüz yeni şairler var mı? Kimler?

Başta Mehmet Akif, Yahya Kemal, Orhan Veli olmak üzere Arif Ay, Osman Sarı ve Nurullah Genç. Ve kabul etmeyeceklerdir pek ama Sezai Karakoç ve İsmet Özel ağabeyleri sayabilirim.

— Edebiyat dergisi takip edebiliyor musunuz? Hangileri?>

Bu sıralar kitaplarla aram pek iyi değil. Okuma, dönem dönemdir bende. Zaman gelir gazetelerin ölüm ilanlarına kadar ne bulursam okurum, sonra manşetlere bile bakmam. Şu sıralar ikinci dönemdeyim. Yine de Metin Karabaşoğlu sayesinde Karakalem"in birkaç sayısını bir çırpıda okudum.

— Kitap alışverişinizi nerden yaparsınız?

Kitabevleri, alışveriş mağazaları ve nadiren internet üzerinden.

— Birisiyle konsere çıkacak olsanız, o kim olmamalı?

Konsere çıkmak, beraber sahne almak, bir cafe veya vapur güvertesinde sohbet fark etmez. Söylediği ve yaşadığı birbirini tutmayan herkes / hiç kimse.

— İstanbul"da yolunuzun sık düştüğü cami/camiler?

Sultanahmet, Fatih ve Eyüp, bir de Ataköy 5. kısım. Ve İstanbul demişsiniz gerçi ama yıllardır içerisinde bulunmaktan hep huzur duyduğum belki de tek mabet Bursa, Hüdavendigar.

— Hangi sanatçıların albümleri eksiksiz arşivinizdedir?

Bir hayli ve farklı tarzlardan. Yine de unuttuklarım olacaktır…

Barış Manço, Fikret Kızılok, Vedat Sakman, Bülent Ortaçgil, Sezen Aksu, MFÖ, Cem Karaca, Erkin Koray, Nilüfer, Yaşar Kurt, Kıraç, Yeni Türkü, Candan Erçetin, Gökhan Kırdar, Yücel Arzen, Sertap Erener, İbrahim Sadri, Şebnem Ferah, Zeki Müren, Rafet Elroman, Kazım Koyuncu, Erhan Güleryüz, Tual, Emre Altuğ, Feridun Düzağaç, Niran Ünsal, Ahmet Kaya, Leman Sam, Zülfü Livaneli, Leman Sam.

Yabancılardan Sting, Dire Straits, Pink Floyd, Eagles, Cat Stevens, Evanescence, Bryan Adams, REM, Damien Rice, Denali, Anna Vissi, Eric Clapton, Roxette, Staind, Metallica, Styx, Toni Braxton, Amy Winhouse, Santana, Bob Dylan, Craig Davits, Lenny Kravitz…

Devamı...

Aykut Kuskaya'nın Hiç Parçası E.Ezgiler Farkıyla...

Arşiv

Destek Verenler